Ana Sayfa   Kapıdağ Rehberiniz   Kapıdağ Galeri    Kapıdağ'ı Keşfet    Yerleskeler   Forum   İletişim  
 
kapidag.com
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş ya da Kayıt.    Kayıp Parola?
Cvp:Yazar biyografiLeri (1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
Go to bottom Cevapla Beğenilen: 0
BAŞLIK: Cvp:Yazar biyografiLeri
#66
Aktris (Yetkili)
Yetkili
Gönderiler: 47
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Yazar biyografiLeri 1 Year, 1 Month ago Başarı: 0  
----------WILLIAM SHAKESPEARE---------
1564te Stratford-Upon-Avonda doğan Shakespearein yaşamı hakkında bildiklerimiz kilise, mahkeme ve tapu kayıtları gibi resmi belgelerle çağdaşlarının onun kişiliği ve eserleri hakkında yazdıklarına dayanır. Hali vakti yerinde bir esnaf olan, aynı zamanda yerel yönetimde sulh hakimliği ve belediye başkanlığı gibi önemli görevler üstlenen John Shakespearein üçüncü çocuğu ve en büyük oğludur. Babasının maddi durumu daha sonraki yıllarda bozulsa da Shakespearein diğer eşraf çocukları gibi ilkokuldan sonra eğitim dili Latince olan Kings New School adlı ortaöğretim okuluna devam ettiğine ve burada Roma edebiyatının klasikleriyle tanıştığına kesin gözle bakabiliriz. Üniversiteye gitmeyen Shakespearein Latincesinin düzeyini tam olarak bilemediğimizden kaynak olarak kullandığı bazı eserleri asıllarından mı, yoksa çevirilerinden mi okuduğu hakkında bir şey söyleyemiyoruz.
1582de on sekiz yaşındayken kendisinden sekiz yaş büyük Anne Hattaway ile evlenen Shakespearein bu evlilikten beş çocuğu olmuş ancak oğlu Hammleti 1596da kaybetmiştir. 1585 yılı ile 1590ların başı arasındaki yaşamı hakkında elimizde güvenilir bilgi yok. Ancak Shakespearein bu yıllar içinde Londraya gelip aktör ve oyun yazarı olarak tiyatroculuk mesleğine başladığını ve kısa zamanda ün kazandığını biliyoruz. Londrada yaşadığı yıllarda Stratford ve ailesiyle ilişkisini düzenli olarak sürdüren Shakespearein profesyonel yaşamı çok yoğun geçmiş. Soneleri (Sonnets), konularını klasik mitolojiden alan iki uzun öyküsel şiiri (Venus and Adonis ve The Rape of Lucrece) ve oyunlarıyla tanınan Shakespeare yazarlık ve aktörlüğün yanı sıra çalıştığı tiyatro kumpanyasının altı ortağından biriydi. Eline geçen paranın önemli bir kısmıyla emlak satın almış ve bu yatırımlar sayesinde 1610da Stratforda oldukça varlıklı bir kişi olarak dönmüştür.
İşleriyle ilgili olarak ara sıra Londraya gitse de yaşamının son dönemini Stratfordda geçiren Shakespeare 23 Nisan 1616da ölür. Stratfordluların bu ünlü hemşerilerinin onuruna yaptırıp kiliseye koydukları anıtta,adları YUNAN MİTOLOJİsinde geçen SOKRATES VEVERGİLİUS ile anılması dikkat çekmektedir.

Komediler
Bir Yaz Gecesi Rüyası bir büyü ve yanlışlıklar komedisidir.Atina yakınlarındaki bir koruda yollarını şaşıran dört sevgili, Periler Kralı Oberon ile kavgacı hizmetkârı Puck'ın büyüsüne kapılırlar. Kentten bir grup işçi de, gözden uzak bir yerde oyunlarını prova etmek için koruya gelir. Onlar da perilere katılırlar ve ortaya bir sürü karışıklık ve komik durum çıkar. Sonunda her şey düzelirse de, en komik sahne işçilerin Dük Theseus'un düğün şöleninde oyunlarını oynadıkları sahnedir.
On İkinci Gece de bir yanlışlıklar komedisidir. Kadın kahraman Viola'nın gemisi yabancı bir ülkenin açıklarında batar. Erkek kılığına giren ve "Cesario" adını alan Viola, ülkenin yöneticisi Dük Orsinonun hizmetine girer. Erkek kılığındayken Dük'e aşık olur. Orsino'nun aşık olduğu zengin Kontes Olivia da "Cesario"ya tutulunca durum karışır. Gene en komik sahneler, neşeli Sir Tobby Belch ve arkadaşlarının Olivia'nın kendini beğenmiş ve süslü uşağı Malvolio'yu kandırmak için oyun oynadıkları sahnedir.
Venedik Taciri de bir komedi olmakla birlikte ciddi bölümler de içerir. Oyundaki kötü adam Yahudi tefeci Shylock'tur. Borç aldığı parayı ödeyemeyen tüccar Antonio'dan, kendi vücudundan kesilecek yarım kilogram et ister. Shylock'un açgözlülükle bıçağını bilediği gerilimli bir duruşmadan sonra Antonio kendisini savunan genç bir avukatın zekâsı sayesinde kurtulur.ŞİMDİ BU İNSAN ÖLMÜŞTÜR.

Trajediler
Shakespeare'in tüm oyunları arasında en çok sahnelenen Romeo ile Juliet`tir. İtalya'nın Verona kentinde yaşayan birbirlerine düşman ailelerin çocukları olan Romeo ile Juliet'in, aileleri arasındaki nefret yüzünden son bulan aşkları anlatılır.
Hamlet`te, babası öldükten sonra annesiyle evlenen amcasının aslında babasının katili olduğunu öğrenen Danimarka Prensi Hamlet derin bir acıya kapılarak öç almaya karar verirse de, bunu bir türlü gerçekleştiremez. Oyun, yalnızca amcası Claudius'un değil, kraliçe ve Hamlet'in de öldükleri bir sahneyle biter.
"Kral Lear" Shakespeare trajedilerinin en korkuncu, ama belki de en önemlisidir. Gururlu ve bencil olan yaşlı Kral Lear, sadık ve sevgili kızı Cordelia'nın kendisini ne kadar sevdiğini ablaları gibi abartmalı bir dille açıklamaması üzerine, öfkeye kapılarak onu sürgüne gönderir ve tüm servetini öbür kızları Goneril ve Regan arasında paylaştırır. Oysa iltifat dolu sözlerine karşın bu iki kardeş zalim ve haindir. Çok geçmeden Lear onların gerçek yüzlerini görür. Fırtınalı bir gecede sokağa atılan Lear, Cordelia'ya yaptığı haksızlığın acısıyla çıldırmaya başlar. Sonunda onu kurtarmak için geri dönen Cordelia da düşmanları tarafından öldürülür. Üzüntüden perişan olan kral kızının ölüsüne sarılarak son nefesini verir.
"Antonius ve Kleopatra" Dünya edebiyatında aşkı en güzel anlatan üç büyük eserin ilki.(Ötekiler Tolstoy'un Anna Karenina adlı romanı, Cengiz Aytmatov'un Cemile adlı romanıdır.) Tutkulu bir aşkı ve tarihsel olayları veren bu tragedyanın tarihi mi aşkı mı birinci plana aldığı hep tartışılır. Mısır'la özdeşleşen Kleopatra'nın Antonius tutkusu, Roma imparatorluğu içindeki karışıklıklar, Antonius'un Kleopatra'dan hem uzaklaşmak istemesi (belki de bunun için Sezar'ın kız kardeşiyle evlenmesi) hem de her seferinde ona koşması, iki yetişkin insanın birbirlerini vazgeçilmez kılıp aşkı acılarıyla, saplantılarıyla yaşamaları. Antonius ve Kleopatra aşkın başyapıtlarından.

Tarihsel Oyunlar
Shakespeare konuların İngiliz tarihindeki olaylardan alan birkaç oyun da yazdı. Bunlardan ilki, rakiplerine ve düşmanlarına acımasız davranan kötü ruhlu ve kambur Kral III. Richard'ı anlatan Kral Üçüncü Richard'ın Tragedyası`dır. Kurbanları arasında Londra Kulesi'nde öldürülen iki genç prens de vardır. Yaşamını yitirdiği Bosworth Field çarpışmasından bir gece önce prenslerin ve öteki kurbanlarının hayaletleri uykusunda Richard'a görünür.
Tarihsel oyunlarından bazıları bir dizi oluşturur: The Tragedy of King Richard II, Henry IVün iki bölümü ile Henry V. The Tragedy of Richard I'ı da güçsüz kral tahtından vazgeçerek tacını IV. Henry adını alan Henry Bolingbroke'a bırakır. Öbür iki oyunda, yeni kralın yönetimi sırasında sorunlar ve ayaklanmalar baş gösterir; bu sırada kralın öz oğlu Prens Hal avare ve savurgan bir yaşam sürer. Ama babasının ölümüyle tahta geçerek V. Henry adını alan Prens Halin döneminde düzen yeniden kurulur. V. Henry'nin orduları Fransa'da büyük zafer kazanır. Henry'nin Fransız prensesiyle evlenmesi her iki ülkeye de barış getirir.
Shakespeare'in, konularını Eski Yunan ve Roma tarihinden alan oyunlarından en ünlüsü ise Julius Caesar`dır. Bu oyunda dürüst ve erdemli bir kişiliği olan Brutus, Jül Sezar'ın kendisini Roma imparatoru ilan etmesini önlemek amacıyla, arkadaşlarıyla birlik olup çok sevdiği Jül Sezar'ı özgürlük adına öldürür. Ama bunun cumhuriyetin yok olmasını önleyememesi üzerine de kendi canına kıyar.

"Mutlu Son"la Biten Oyunlar
Shakespeare yaşamının sonlarına doğru kötülük ve acıyı içerdikleri için tam olarak birer komedi sayılmayan, ama ölümle değil de bağışlama ve mutlu sonla bittikleri için trajedi de sayılmayan birkaç oyun yazdı. Bu oyunlardan biri olan Kış Masalı'nda, Leontes adlı bir kral hiçbir neden yokken karısı Hermione'yi kıskanır, karısıyla tüm ilişkisini keser ve bebek yaşındaki Perdita adlı kızının yabani hayvanlara yem olsun diye ıssız bir yere bırakılmasını emreder. Perditayı bir çoban kurtarır ve büyütür. Sonunda kız, babasına geri döner. Kralın uzun yıllar boyunca pişmanlıkla andığı ve öldü diye yas tuttuğu Hermione de geri döner, böylece sonunda geçmişin hataları bağışlanır.
Fırtına'da ise olay, düklüğü elinden alınan Prospero'nun yönetimindeki bir adada geçer. Büyü gücüne sahip Prospero, hava perisi Ariel'i ve yarı insan yarı canavar Caliban'ı yönetmektedir. Yıllar önce hileyle düklüğü ele geçiren Prospero'nun kardeşi Antonio, adanın yakınında bir deniz kazası geçirir. Prospero büyü gücüyle kendisine haksızlık edenleri cezalandırır. Ama daha sonra onları bağışlar ve kızı Miranda'nın Antonio'nun oğlu Prens Ferdinand ile evlenmesine izin verir. Oyun Prospero'nun büyülü değneğini kırması, büyü kitabını denize atması ve tüm grubun düşmanlıkları geride bırakıp büyüyle onarılmış gemiyle İtalya'ya yelken açmasıyla sona erer.
Eserlerinin bir çoğu Türkçeye çevrilerek, ülkemizde de sergilenmiş, bazıları da sinema filmi olarak çekilmiştir.
 
Report to moderator   Logged Logged  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#411
tansu (Yönetici)
Yönetici
Gönderiler: 187
graph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Yazar biyografiLeri 1 Month, 4 Weeks ago Başarı: 2  
Barış Manço ( 02.01.1943)- (31.01.1999)

2 Ocak 1943 yılında İstanbul´da dünyaya geldi.Sahnelerle ilk kez 1958 yılında Galatasaray Lisesi´nde öğrenciyken tanıştı.Galatasaray Lisesi´ni bitirdikten sonra yüksek öğrenimini tamamlamak için Belçika´daki 'Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi´ne gitti.

Grubu 'Kurtalan Ekspres' ile beraber Türkiye´de ve yurtdışında birçok ülkede konserler verdi.Yaptığı 200´den fazla beste sayesinde 12 altın ve 1 platin albüm kazandı. Ayrıca bu besteler Arapça, Japonca, Farsça, İngilizce ve Fransızca gibi birçok dile çevrilerek farklı sanatçılar tarafından yorumlandı.

Manço´nun şarkıcı ve besteci kişiliği, sunucu ve program yapımcısı kişiliğiyle de birleşerek ortaya herkesin çok sevdiği 'Barış Manço' çıktı.Ekranların en sevilen eğlence ve kültür programlarından biri olan '7´den 77´ye', ilk olarak 1988 yılında TRT1´de yayınlanmaya başladı.
'Türkiye´nin Evliyası' lakabını da kazanan sanatçının, 'Barış Manço Live In Japan' (1996) adlı albümü, Japonya´daki konserinin canlı kayıtlarının olduğu bir albüm . Bu albümün özelliği, Manço´nun bizlere veda etmeden önce yayınladığı son albüm olmasıydı.Ancak ne yazık kı, 40 yıllık sanat hayatının en sevilen parçalarını yeniden düzenlediği 'Mançoloji ' adlı albümünün piyasaya çıkışını kendisi göremedi. 311 Ocak 1999 tarihinde İstanbul'da öldü.

DİSKOGRAFİ:
Dünden Bugüne (1971)
Barış Manço 2023 (1975)
Ben Bilirim (Sakla Samanı Gelir Zamanı) (1976)
Barış Mancho (1976)
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa (Yeni Bir Gün) (1979)
20. Sanat Yılı Disco Manço (1980)
Sözüm Meclisten Dışarı (1981)
Estağfurullah Ne Haddimize (1983)
24 Ayar Manço (1985)
Değmesin Yağlı Boya (1986)
Sahibinden İhtiyaç (1988)
Darısı Başınıza (1989)
Mega Manço (1992)
Müsadenizle Çocuklar (1995)
Live In Japan (1996)
Mançoloji (1999)
Barış Manço 2000 (2000)


Devlet sanatçiligindan seref madalyasina ünvanlari sunlardir:

Türkiye Cumhuriyeti: Devlet Sanatçisi - Ankara (1991)
Hacettepe Üniversitesi: Onursal Doktora- Ankara (1991)
Soka Üniversitesi: Uluslararasi Kültür ve Baris Ödülü- Tokyo, Japonya (1991)
Belçika Kralligi: Leopold II Sövalyesi Nisani Brüksel- Belçika (1992)
Fransiz Kültür Bakanligi: Edebiyat ve Sanat sövalyesi Nisani Paris, Fransa (1992)
Türkmenistan Cumhurbaskanligi: Türkmen Vatandasligi Askabat, Türkmenistan (1995)
Pamukkale Universitesi: Onursal Doktora- Denizli (1995)
Min-On Vakfi: Yüksek Seref Madalyasi Tokyo, Japonya (1995)
 
Report to moderator   Logged Logged  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#412
tansu (Yönetici)
Yönetici
Gönderiler: 187
graph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Yazar biyografiLeri 1 Month, 4 Weeks ago Başarı: 2  
Cemal Reşit Rey ( 1904)- (07.10.1985)

Cemal Reşit Rey 25 Eylül 1904'te Kudüste doğdu. O sırada babasının görevi nedeniyle ailesi burada kalıyordu. İlk piyano derslerini annesinden aldı ve sekiz yaşında ilk valsini besteledi. İstanbul Galatasaray Lisesinde ilköğrenimine başlayan Cemal Reşit Rey burada iki yıl okudu. Daha sonra 1913te babası Babıali Olayı nedeniyle ülkeden ayrılmak zorunda kalınca ailesi ile birlikte Fransaya yerleşti. Burada Marguerite Longu adlı piyano eğitbilimcisinin öğrencisi oldu. I. Dünya Savaşının çıkması nedeniyle aile Fransadan ayrıldı ve İsviçrede Cenevreye yerleşti. Cemal Reşit Rey burada St. Antoine Koleji ile Cenevre Konservatuarında eğitimini sürdürdü. Altı yıl burada kaldıktan sonra aile 1920 yılında Parise döndü. Eski öğretmeni Marguerite Longu ile piyano çalışmalarını sürdüren Cemal Reşit Rey burada ayrıca Raoul Lappara ile kompozisyon, Gabriel Fauré ile müzik estetiği ve Henri Defosse ile de orkestra şefliği çalıştı. Buradaki üçüncü yılında Türkiyede Cumhuriyetin kurulması üzerine Cemal Reşit Rey ülkesine geri döndü ve o sıralar Darülelhan olarak bilinen İstanbul Konservatuarında öğretmen olarak çalışmaya başladı. Burada kompozisyon ve piyano dersleri verdi. Cemal Reşit Rey, Türkiyeye geldikten üç yıl sonra önce bir koro ve daha sonra da 1934 yılında bugünkü İstanbul Kent Orkestrasının temeli olan yaylı sazlar bölümünü kurdu. Bu yaylı sazlar topluluğuna onbir yıl sonra üflemeli çalgıları da ekleyerek bunu bir orkestraya genişletti ve 1968 yılına kadar yönetti. Bu orkestranın dışında 1946-60 yılları arasında başka ülkelerde yabancı orkestralar yönetti. İstanbul Filarmoni Derneğinin kurulmasına da önayak olan Cemal Reşit Rey 1938-40 yılları arasında ayrıca Ankara Radyosunda Batı Müziği Yayınları programının şefi olmuştur. Bunun dışında İstanbul Radyosunda kendi hazırladığı Piyano Dünyasında Gezintiler adlı programında kendi parçaları ile birlikte Türk ve yabancı yapıtlar seslendirdi.

Çeşitli türlerde parçalar besteleyen Cemal Reşit Rey, melodik ve tonal olan bu yapıtlarının birkaç ayrı döneme ayrılarak incelenebileceğini belirtmiştir.

1. Bunların ilki 1919 ile 1926 yılları arasındaki öğrencilik dönemi diye bilinen dönemdir. Bu dönemde Fransız halk şarkıları bestelemiştir.

2. Daha sonra 1926dan 1931e kadar Türk halk şarkılarını armonize ettiği dönem gelir. Bu şarkılardan 12 Anadolu Türküsü adı altında toplanmış olanların ilk seslendirilişi Pariste Pleyel salonunda gerçekleştirilmiştir.

3. 1931 ile 1950 yılları arasındaki dönemi ise kontrpuan uygulayımına yöneldiği dönemidir. Bu dönemdeki besteleri gizemli olarak tanımlanır.

4. 1950den sonraki yılları kapsayan bu son dönemde ise büyük orkestralar için senfonik şiirler bestelemiş ve Türk makamlarından yararlanmıştır.

Türk müziğine dayanan birçok yapıt besteleyen Cemal Reşit Rey 7 Ekim 1985 yılında İstanbulda öldü.

Hakkında yazılanlar
1.Bir Usta, Bir Dünya: Cemal Reşit Rey
Fatma Türe
Yapı Kredi Yayınları

Yapı Kredi Sermet Çifter Kütüphanesi Bir Usta Bir Dünya Arşiv sergilerinin bahar ayı konuğu çok sesli Türk Müziği'nin kurucusu Cemal Reşit Rey. Paris'te başlayan müzik serüvenini Cenevre'de virtüöz sıfatı ile devam ettiren ve daha ondokuz yaşında iken Darü'l elhan'ın piyano ve kompozisyon öğretmenliğine atanan Rey, sadece solistliği ve kompozitörlüğü ile değil, orkestra şefliği ve öğretmenliği ile de büyük bir usta. Operaları, konçertoları, halk türküleri, operetleri ve marşları ile Türk müzik tarihinin köşetaşlarından biri olan Cemal Reşit Rey'i, fotoğrafları, elyazıları, notaları, kitapları ve kişisel eşyası ile selamlıyoruz.
 
Report to moderator   Logged Logged  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#413
tansu (Yönetici)
Yönetici
Gönderiler: 187
graph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Yazar biyografiLeri 1 Month, 4 Weeks ago Başarı: 2  
Dede Efendi ( 1777)

İstanbul'da (1777 ya da 1778) doğdu. Babası Filistin, Lübnan gibi ülkelerde görev yaptıktan sonra İstanbul'a yerleşti ve Şehzadebaşı'ndaki Acemoğlu hamamını işletti.Bu yüzden İsmail Dede'ye"Hammamizade" denilmiştir.Mahalle mektebindeyken sesinin güzelliği ve müzik yeteneği anlaşılınca Uncuzade Mehmet Emin Efendi'den ders almaya başladı. Okul bittikten sonra 7 yıl daha Uncuzade'den "meşk eden" İsmail onun aracılığıyla Başdeftarlıkta memurluğa atandı, bir yandan da Yenikapı Mevlevihanesindeki dersleri izledi. 1799'da "çile"sini tamamlayarak "dede" oldu. İlk bestesi "Zülfündedir benim baht-ı siyahım"çok geçmeden Selim III'ün kulağına ulaştı ve Yenikapı mevlevihanesinde ders vermeye başladı.1802'de evlendi.Selim III'den sonra Mahmut II ve Abdülmecit I Dede Efendi'ye destek oldular.1846'da en iyi öğrencisi Dellalzade İsmail Efendi ve Mutafzade Ahmet Efendi'yle birlikte hacca gitti.Orada koleraya yakalandı ve öldü.Mezarı Hazret-i Hatice'nin kabrine bitişiktir.
 
Report to moderator   Logged Logged  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#414
tansu (Yönetici)
Yönetici
Gönderiler: 187
graph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Yazar biyografiLeri 1 Month, 4 Weeks ago Başarı: 2  
İlhan İrem

1 Nisan 1955 tarihinde Bursada dünyaya geldi. 1973 yılında, besteci, söz yazarı ve yorumcu olarak müzik dünyasına girdi. Yalnızca kendi eserlerini seslendirerek kendine özgü bir ses oldu. Seksenli yıllarda öykülerini besteleyerek kurguladığı uzun soluklu müzik eserleriyle, senfonik rock tarzında çalışmalara yöneldi. Aynı yıllarda yazı çalışmalarına da başlayan sanatçı, bugüne kadar hikayelerini, denemelerini ve şiirlerini içeren beş kitap yayınladı. İlhan İrem ressam kişiliğiyle de biliniyor& İşte Hayat, Boşver Arkadaş, Konuşamıyorum, Anlasana, Sazlıklardan Havalanan gibi şarkıları İlhan İrem klasikleridir. Son albümü Cennet İlahilerinde mistik eserlere yer verdi.

İlhan İrem Kronolojisi

1969 - Ortaokul son sınıfta 14 yaşındayken okulun lise bölümünde okuyan müzisyenlerin çağrısıyla, okul orkestrasına solist olarak girdi.
1970 - Meltemler orkestrası ile Milliyet gazetesinin düzenlediği Liselerarası Müzik Yarışması'nda Marmara Bölgesi birincisi oldu. Aynı kadro ile 1972'ye kadar Bursa Çelik Palas Oteli'nde ve Uludağ diskolarında dans müziği şarkıcılığını sürdürdü.
1973 - Besteci, söz yazarı, yorumcu olarak müzik dünyasına girdi. İlk 45'lik: "Birleşsin Bütün Eller / Bazen Neşe Bazen Keder".
1974 - İlk hit: "Yazık Oldu Yarınlara / Haydi Sil Gözlerini" İkinci 45'lik.
1975 - "Anlasana / Ne Güzel Bak Yaşamak" Üçüncü 45'lik.
1976 - "Bir Varmış Bir Yokmuş (Kuklacı Amca) /Hasretim Sana". Dördüncü 45'lik. Tanrı'yı sorguladığı, _meta_fizik bağlamdaki ilk yapıtı 30.000 adet basıldıktan sonra gelen baskılar sonucu plak şirketi tarafından toplatıldı.
1975 - "Ver Elini / Üzülme Dostum". Beşinci 45'lik.
1976 - "İlhan İrem 1973-1976". İlk 33'lük.
1976 - "Havalar Nasıl / Gözünü Seveyim". Altıncı 45'lik.
1977 - "Sensiz de Yaşanıyor (İşte Hayat) / Son Selam". Yedinci 45'lik.
1978 - "Ayrılık Akşamı (Konuşamıyorum) / Sen Bilirsin". Sekizinci 45'lik.
1979 - "Bir Zamanlar / Yeni Bir Şarkı". Dokuzuncu 45'lik.
1979 - İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası'nın da yer aldığı kalabalık müzisyen kadrosu eşliğinde doldurduğu senfonik anlamdaki albüm çalışması: "Sevgiliye". Esin Engin'in aranjörlüğünde hazırlanan albümde ilk kez akademik bir çalışmaya girer ve ilk kez kendisine ait olmayan bir şiiri besteler: Nazım Hikmet-Hoşgeldin. Albümün şarkılarından "Bir Yıldız" ile 1979 Eurovision Türkiye finaline kalan sanatçı, yarışamadan askere alındı.
1980 - Eylül ayında askerden döndü. 70'li yıllar boyunca aşk baladları söyleyen İrem, bir değişim sürecine girdi. 80'lerin ikinci yarısında belirginleşen bu yeni çizgi, yeni bir dinleyici kitlesi ile bütünleşti. Bu arada düşünceleriyle, görüntüsüyle, ürettikleriyle bambaşka bir İlhan İrem doğdu. Sanatçının anlatımıyla bu değişim 12 Eylül sonrası gördüğü Türkiye manzaralarında yaşadıklarıyla, birikimleriyle şekillenen bir değişimdi. İrem'in anladığı manadaki pop müziğin erimesi, arabeskin krallığı, ardından gelen piyanist ve udi şantörler, kısacası müziğin el değiştirmesi bir yana; asıl devrimi başlatan, insan ve sanatçı olarak farklı bir çizgiye yönelişini ateşleyen olgu, en yakınlarından başlayarak sevdiklerinde, arkadaşlıklarında, müzik dünyasında ve neredeyse tüm Türkiye genelinde hissettiği duyarsızlıktı. İnsanların birbirinden uzaklaşması, ilişkilerin, sevgilerin şekilciliğe, sahteciliğe dönüşmesi, göçler ve arabesk yaşamın teknoloji transferi ile reaksiyona girip pop çağını patlatması... Böyle bir ortamda insan olarak, sanatçı olarak hayatının anlamını sorgulamaya başladı. 1980 yılına kadarki hayatını gözden geçirince, içtenliksiz, soluk, günü yaşayan anlamsız kalabalıklar olduğuna karar verdiği insanlardan ve üretilenden çok şekille ilgilenen popüler kültürden uzaklaştı. Bir anlamda yabancılaşarak 87'ye kadar sürecek bir inziva için evine kapandı. Kalın perdeleri sıkı sıkıya örtülü Tarabya'daki evinde bugünkü İlhan'ı oluşturan uzun yalnızlıklar yaşadı. Kendi içine, iç uzaylarına derin yolculuklar yapmayı öğrendi. Bu kapanış 70'lerin şarkılarındaki iyileşmez hüzünden mistik huzura, _meta_fiziğe uzanan bir serüven başlattı.
1981 - Döneme göndermeler içeren onuncu ve son 45'liği "Er Mektubu Görülmüştür / Bal Ağızlım" ile askerde yaptığı bestelerinden oluşan albümü "Bezgin" yayınlandı. Aynı günlerde, yedi yıllık bir çalışmanın ürünü olacak, kesintisiz 150 dakikalık bir rock senfoni olan "Pencere... Köprü... Ve Ötesi..." üçlemesini bestelemeye ve kitabını yazmaya başladı.
1983 - Yaşam, ölüm ve ölüm ötesinin anlatıldığı üçlemenin ilk ayağı olan "Pencere" yayınlandı. Şarkı sözlerindeki evrensel örgü ve derinlik, _meta_fizik çıkışlı kozmik açılımlar ve yüksek müzikalite.
1985 - Üçlemenin ikinci albümü olan "Köprü": Enerji dönüşümü bağlamında ölümün anlatımı. Yayımlanan ilk kitabı olan "Pencere... Köprü... Ve Ötesi..."nde İlhan İrem'in rock senfonideki müzikal anlatımı kaleme aldığı öyküsü, bu öykünün Nuri Kurtcebe tarafından görüntülenmiş çizgileri ile Burak Eldem, İzzet Eti ve Adnan Özer'in İlhan İrem müziği üzerine kapsamlı bir araştırması yer aldı. Aynı yıl İlhan İrem'in üretimlerindeki titreşimleri algılayan, "ışık ve sevgiyle" felsefesini hayatlarına geçiren dinleyicileri tarafından İrem Bağı adlı birliktelik kuruldu.
1986 - Türkiye'ye Eurovision'da o zamana kadar en iyi ikinci dereceyi getiren "Halley" projesini yapıp, sözlerini yazdı, besteci Melih Kibar'a teslim etti. TRT ile olan sorunları yüzünden yurt dışındaki yarışmaya gitmedi. Resim çalışmaları ve Bursa'da ilk sergi.
1987 - İrem müziğinin evrensel huzura ve meditasyon boyutlarına ulaştığı albüm: "Ve Ötesi". Yayımlanan ikinci kitap: "Uzaklarda Biri Var (Denemeler)".
1988 - Eski ve yeni dinleyicileri buluşturmak için bir albüm: "Dünden Yarına".
1989 - "Uçun Kuşlar Uçun" albümü. Kültür Bakanlığı tarafından albümden çıkarılması şartıyla bandrol verilen, halen yayını ve çalınması yasak şarkı "Blues For Molla".
1990 - Üçüncü kitap: "Katastrof (Şiirler)".
1991 - Hansu İrem ile evlendi (1 Ekim).
1992 - "İlhan-ı Aşk" albümü.
1994 - "Koridor": 8 yılda tamamlanan yapıt bir anlamda ulaşılan şiirsel ve müzikal yetkinliğin, İlhan İrem felsefesinin manifestosu niteliğinde. Dördüncü kitap: "Delirium (Denemeler)". Ayrıca sert ritimli şarkılar ayıklanarak ve bazı ilavelerle Koridor albümünün meditasyon versiyonu "Romans" albümü.
1995 - "Sevgililer Günü / The Best Of İlhan İrem1" albümü.
1997 - "Aşk İksiri & Cadı Ağacı / The Best Of İlhan İrem2" albümü.
1998 - "Hayat Öpücüğü / The Best Of İlhan İrem3" albümü. Beşinci Kitap: "Millenium/Sanalizasyon Fareleri, Yarasalar Ve Diğerleri Denemeler)".
2000 - İlhan İrem sevenlerden gelen yoğun istek üzerine 1980'li yıllarda çıkardığı "Bezgin", "Pencere", "Köprü", "Ve Ötesi" isimli albümlerini, aynı yıllarda kaydedilmiş özdeş versiyonlarla tekrar yayınladı: "Bezginin Gizli Mektupları", "Uçuk Mavi Pencere", "Bulutlara Köprü", "Düşler ve Ötesi".
2001 - İlhan İrem uzun süredir üzerinde çalıştığı, yeni şarkılardan oluşan albümünü yedi yılda tamamlayıp yayımladı: "Seni Seviyorum". Bu albüm sanatçının anlatımlarının gelecekte ulaşacağı boyutlara dair derin işaretler taşımaktadır.
2002 - Şalamar (rock versiyon), sadece radyolarda çalınmak üzere dağıtıldı.
2003 - "Bir Meleğe Aşık Oldum / Best Of 4" le birlikte tüm diskografisi ulaşılabilir hale geldi.
2004 - "Işık ve Sevgiyle 30 Yıl" albümüyle 30. sanat yılını kutladı ve "HERŞEY ŞİMDİ BAŞLIYOR" dedi.
2006 - "Cennet İlahileri" albümünü yayınladı ve üretimlerimin şahikası bir albüm oluşturdum. diye nitelendirdi.
2006 - 14 yıllık hasretin ardından 29 Eylül İstanbul konseri ile başlayan, İzmir ve Ankara ile devam edecek konser organizasyonu düzenlendi.
İlhan İremle ilgili bazı önemli _link_ler :
http://www.ilhaniremkonserleri.com
http://kopru.fisek.com.tr
http://www.ilhanirem.net
http://www.ilhaniask.com
http://www.melektozlari.com (İlhan İrem Forumları)
http://www.kanatsesleri.com
http://www.iirem.com
xx

HAKKINDA YAZILANLAR

Hikmetinden sual olunmaz
Naim Dilmener
Radikal / Radikal İki 18 Haziran 2006

Müzik dünyasının geleneksel standartlarına hiçbir zaman yüz vermemiş olan İlhan İrem, yeni albümü Cennet İlahileri ile piyasa kurallarını hiçe sayıyor.

İlhan İrem'in yeni albümü 'Cennet İlahileri' nihayet yayınlandı. Sanatçının uzun süredir üzerinde çalıştığı bilinen, duyulan bu albümü birkaç anlamda yeni bir 'dönem' ya da 'çağ'ın işareti.

Bu albümle birlikte, İlhan İrem uzun süredir birlikte çalışıyor olduğu EMI'den ayrıldı, 2000'li yılların nitelikli ve çalışkan firmalarından TMC'ye geçti. Bu, yeni başlamış dönem ya da çağ ile ilgili 'teknik' bir ayrıntı ama basit ya da o kadar da sözü edilmeye değmez bir ayrıntı değil. Çünkü 'gönderme' ve 'simge'lerin adamı İlhan İrem, aynı zamanda sık sık 'yeni bir beyaz sayfa' açmanın da peşinde oldu ve muhtemelen bu firma değişikliği de, özellikle (ya da bile isteye) bu 'ilahi' son albüme denk getirdi. ama yeni dönemin asıl belirleyici unsuru hiç şüphesiz İrem'in müzikal anlamda geldiği 'son nokta' ya da yanaştığı yeni 'liman, 1973 yılından beri bizi değişmeye zorlayan, her şeyi olduğu ya da göründüğü gibi değil de sağını, solunu, altını, üstünü kurcalayarak kavramamızı öğütleyen İlhan İrem 'Cennet İlahileri' yeni bir tepe noktasında! Yola 1973 yılında "bütün ellerin birleşmesi" gibi naif ötesi bir duygu ile yola çıkmış, geçen zaman içinde hem kendisi değişmiş hem de dinleyicisini eğitmiş ve değiştirmiş (ve bir 'bilge adam' olarak kabul edilip bağırlara basılmış) sanatçı, artık bir parça daha 'sakin'. İlhan İrem müzikal yaşamının kırılma noktası, 80'li yılların başına denk gelir. İrem o yıllarda, yeni bir başlangıç yapmak için eski defterleri dürmek gerektiğini düşünmüş ve hesabı 'Bezgin' albümünün üzerinden görmüş, halletmişti. Müzik dünyasının geleneksel standartlarına hiçbir zaman yüz vermemiş olan İrem, bu albüm sonrası kendisi için piyasa tarafından çizilmiş 'kabul edilebilir' limitleri de kollamaktan vazgeçmiş, ardına dahi bakmadan bildiğini okumaya başlamıştı. 'Patlarsa patlasın' deyip mayınlara basmış, işin 'Ve Ötesi'ne geçmişti. 'Işık ve Sevgiyle' beslenmiş düşünce ve duyguların daha kapalı, daha simgesel bir biçimde dile getirildiği bir dönem başlamıştı 'Bezgin' sonrası. "Beni tanıyan anlayacaktır" diye düşündü İrem ve yanılmadı. Açılan yeni 'pencere', geniş çok geniş bir kapı gibi kabul edildi, zaman içinde İrem'in ardından yürüyenlerin sayısı yüz binleri buldu. Onu bir 'bilge' olarak kalbine basanların sayısı günümüzde de çok fazla.

Zaten İrem'i ayakta tutan da, peşinden gelen, onu takip eden kitlenin derin bağlılığı, sevgisi, desteği. O söylüyor, anlatıyor, onlar da dinliyor ve her söylenenden feyz alıyorlar. 'Cennet İlahileri' belki de en çok onlara bir şeyler söylüyor olacak.

Ama bu sefer İrem, sanki bundan fazlasını istiyor ya da bekliyor gibi. Bu bilinen, çok iyi tanınan kitlenin dışına taşmak, şarkılarını daha geniş bir kesime yaymak istiyor sanki. Belki de bu nedenle ya da bu ve başka nedenlerle o alıştığımız 'kapalı' ya da 'simgesel' dünya (çoğu unsuruyla baki kalmak şartıyla) biraz daha anlaşılır, biraz daha içine kolay girilebilir olmuş. "Işık ve sevgi" unsurları elbette hala baki ama şu netlikte, açıklıkta dizeler de var. "Allahım aç kapılarını" ya da "Hikmetinden sual olunmaz, sıfatların saymakla bitmez..." 'Aşk Kapıları' ve 'Hu' şarkılarının içinden çekip aldığımız bu dizeler, Hansu İrem'e ait. Belki de Hansu İrem kaç yıldır İlhan İrem ile birlikte söylüyor, söylemeye çalışıyor olduklarının adını koymuş oldu böylelikle. Belki. Ama emin değiliz! Belki de, Hansu ve İlhan İrem yalnızca "Bir parça daha..." açık olmaya karar verdiler, tamamen değil de bir parça daha açık. Bu 'bir parça daha açık olma' tahmini yalnızca 'söz' ya da anlatılanlarla ilgili değil. Müzikal yapı (ya da 'sound') da, İrem'in daha önceki albümlerine göre daha 'sade' ya da daha anlaşılır. Hatta İrem'in bu albümdeki vokal biçimi de hesaba katıldığında, 80 başındaki 'Bezgin' günlerine (geriye dönüş değil de) bir köprü atıldığı da söylenebilir. Şüphesiz İrem'in dünyasında artık "Giderken bıraktığım, asmalar üzüm olmuş!" açıklık ya da netliğinde dizeler hiç olmayacak... Ama öyle ya da böyle, açık ya da kapalı, anında anlaşılır ya da içine asla sirayet edilemez, yani nasıl olursa olsun, (bu satırların yazarı, "Boşver boşver arkadaş, başka bulursun..." günlerinden beri sıkı bir ilhan İrem hayranı hatta fanatiği olduğu için bu sözleri büyük bir inançla sarf etmekte) her türlü İlhan İrem şarkısı yaşamı zenginleştirir, dinleyenin önünde başka 'yarın'lar, başka 'dünya'lar açar. Bu sefer de öyle olacak! Büyüklüğü gerçekten hak etmiş 'büyük ve çelebi bir üstad'ın kaç yıldır üzerinde çalıştığı, binbir emek ve zorlukla, yaratıcılık kriziyle tamamladığı bu albüm, bu şarkılar; nerede duruluyorsa durulsun, hangi pencereden bakılıyorsa bakılsın, herkesi ama herkesi etkileyebilecek, dönüştürebilecek bir güce sahip. Yeter ki kulak verilebilsin.

Bulursanız kaçırmayın
İlhan İrem'in (başta ilk dönem 45'likleri olmak üzere) nesi var, nesi yoksa. Ama en çok en çok "Birleşsin Bütün Eller", "Anlasana", "Son Selam" ve "Sensiz de Yaşanıyor" şarkıları "Pencere...Köprü...Ve Ötesi..." kitabı.

Sakın yaklaşmayın
Bu toprakların gördüğü en 'hesaplı kitaplı korsan projesi' olan İlham İren ve Gerçekler Orkestrası'nın "Elveda Sevgilim" 45'liği.

Keşke olsa
(Mesela "Havalar Nasıl Sizin Şehirde" adlı şarkıda) bir İlhan İrem-Göksel düeti.

xxxxxxxxxxxxx

İlhan İrem - 'Cennet İlahileri'ni anlatıyor

Türk pop müziğinin özel sanatçısı, her ürettiği şarkıda ayrı bir duygu ve ayrı bir dünya yaratan bir vokal. Cennet İlahileri adlı albümünden medyaya, Türk pop müziğinden şarkısı Anlasanayı seslendirmek isteyen Sibel Cana kadar her şeyi konuştuk.

- Cennet İlahileri albümü nasıl oluştu? Bu albümün çalışmalarına ne zaman başladınız, albümün üretim aşaması nasıl geçti?

2001 Yılındaki, Seni Seviyorum albümünden sonra, Cennet İlahileri albümü Hansu İremle birlikte düşüncelerimizde filizlenmeye başladı. Bu arada Best Of serilerine devam ettim.
Albümün çalışmaları iki yılda tamamlandı. İlk sene bestelerin ve şiirlerin yazımı ile geçti. Daha sonraki stüdyo aşaması ise bir yıl sürdü.

Garo Mafyanın ev stüdyosunda altı ay devam eden düzenleme ve alt yapı kayıtlarının ardından, Marşandiz Stüdyosunda akustik enstrümanlar, ses kayıtlarım ve miksaj çalışmaları altı aylık bir sürece yayıldı. Alt Yapı kayıtları ve miksajla birlikte toplam 820 saat stüdyo çalışması yaptık.

Stüdyoda olduğumuz süre içersinde, onlarca pop müzik albümünün kayıtları başladı ve bitti !

Xxxxxx

"KÖRLER ÇARŞISINDA AYNA SATIYORUM."
Olcay Ünal Sert
Kral Müzik Dergisi 26 Temmuz - 1 Ağustos 2006

- Cennet İlahileri nasıl oluştu? Fikir ilk kimden geldi?
Cennet İlahileri, iç sesimizle kainatın sesinin birleştiği Sisli bir girdapta yaratıldı.

- Cennet İlahileri kaçıncı albümünüz?
23.cü

- Tasavvuf müziğine yönelmenizin özel bir sebebi var mı? Mevlana felsefesini mi benimsediniz?
Tasavvufi, Mevlevi, İlahi, mistik, _meta_fizik, efsanevi, mitolojik&
Işığın içinde her renk vardır. Önce ruh, sonra gözler görür.
Siz beyazı görmüşsünüz.

- İlahi okuduğunuz için eski hayranlarım farklı anlar diye düşündüğünüz oldu mu?
Havada uçuyordu,
Duvarlardan geçiyordu
Elverdi Şatlup,
Işıktan geçti.
Körler çarşısında ayna satıyorum.
Gönül gözüyle görebilenler, canımdan can verdiğimi anlayıp alkışlarlar.
Ben Venedik Aynaları satıyorum. Büyülü kristal aynalar. Dokununca kırılıveren.

- Eşiniz Hansu İrem'in daha önceden fanatik hayranınız olduğunu duydum doğru mu?
Bir rüyada karşılaştık. Seslenişimi duydu. Ve geldi.

- Son çalışmanızda eserlerin sözleri çoğunlukla Hansu İrem'e ait, bestelerse çoğunlukla sizin, nasıl bir kombinasyon oluşturdunuz?
Aşkın _meta_fiziği

- "Allah'ım Aç Kapılarını" derken "Cennet Kapıları"nı mı aç demek istediniz, yoksa daha çok iman mı istediniz?
O an ne dilediğimi kim bilebilir ?

- Melih Kibar'ın bestesine sözler yazdınız... "Tüm aydınlık ruhlara" diyerek.... Melih Kibar'ı birde sizin ağzınızdan dinleyebilir miyiz? Özel bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?
Melih Kibar benim çok eski bir yol arkadaşım. Birlikte çok güzel şarkılar yaptık.
Ayrıca Pencere ve Köprü albümlerimin düzenlemelerini yapmıştı.
Özel ve değerli bir müzisyendi. Hatıralar sayısız&
Işık içinde olsun.

- Müzik hayatına nasıl atıldınız?
1973 Yılında, Birleşsin Bütün Eller adlı şarkıyla başladığım yolculukta bugüne dek,
10 single, 23 albüm yaptım. 33 Işık yılında, 33 yapıttan sonra, herşey şimdi başlıyor.

- Pek çok başarılı albümden sonra inzivaya mı çekildiniz?
İnzivaya çekilmedim. Yalnızca bilinen anlamda tanıtım yapmıyorum.
Dinleyenlerim beni her koşulda arayıp buluyorlar.

- Yazık Oldu Yarınlara, İşte Hayat, Anlasana, gibi klasikleşmiş, sizinle özdeşleşen şarkılara imza attınız... Uzun bir aradan sonra İlahilerle geri döndünüz... Bu değişim nasıl başladı...?
Bütün şarkılarım benim için ilahidir. Hepsi bütünün parçalarıdır. Hazırlayıcı, habercidir.
Cennet İlahileri ise bir şahikadır. Bir sonraki albüme kadar&

- Bir sonraki albümünüz nasıl olacak?
Şu anda cennet İlahileri dinleniyor. Sonrasını daha sonra konuşuruz.

- Sezen Aksu, Selda Bağcan, Ersen, Ahmet Özhan, Samime Sanay gibi sanatçılarda ilahiler okudu... Gülden Karaböcek'in de bir tane ilahi yaptığını biliyorum. Günümüzde maneviyata bir açlık mı var?
Sanal alemde farelerle sörf yaparken üzerimize yapışan virüslere _meta_lik imparatorluklar
Armağan eder, polifonik kahkahalarla insan olduğumuzu sanıp, avunuruz.

- Günümüzde sanat ve sanatçı kavramı çok tartışılıyor... Size göre kimler sanatçı, sanatçı olmanın kriterleri nelerdir?
Sanatçı büyücüdür. Hem cellattır hem kurban. Küllerinden doğan Zümrüd  ü Ankadır.
Kaf dağının ardındaki ejderhayı bulan herkes sanatçı olabilir.
 
Report to moderator   Logged Logged  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#415
tansu (Yönetici)
Yönetici
Gönderiler: 187
graph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Yazar biyografiLeri 1 Month, 4 Weeks ago Başarı: 2  
Bende önemli müzisiyenlerle devam edeyim dedim. Sizlerden bekleriz biyografileri arkadaşlar paylaşım için ...
 
Report to moderator   Logged Logged  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
Go to top Cevapla
Sistem: FireBoardGönderileri Masaüstünüze Alın