![]() |
|||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||
| |
|||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||
|
Kapıdağ Coğrafya Kapıdağ'ı, Marmara denizi' nin güney kıyısı ortasında. Küçük Asya'ya 1500 metre kalınlığında dar ve kısa bir berzah (tombolo) ile bağlı, takriben 300 kilometre karelik üçgen şeklinde bir yarımadadır. Kubbeyi andıran bîr görünüşü olan yarımadanın kuzey ve batı yamaçları oldukça diktir. Bilhassa kuzey kıyıları çok girintili çıkıntılıdır. Üzerinde Dedebayırı (Kurtkaya), Ademkaya (Damkaya), K I a p-si ve Çavlı adları İle anılan, yükseklikleri 600-803 metre arasında değişen muhtelif tepeler vardır. Bunların en yükseği doğuda bulunan Dedebayırı (803 M.) ile onun batısındaki Ademkaya nispeten birbirine yakındır. Yarımadanın doğu, batı ve güney kısımlarında yeryer bağlar, çoğu yazın kuruyan ince derelerin aktığı zeytin ve diğer meyve bahçeleri ile kaplı genişçe vadiler vardır. Yüksek kısımlar ormanlarla örtülüdür. Bu ormanlardaki ağaçların çoğunu kestane, meşe ve kızılağaç teşkil etmektedir.Çayağazı (Şâhinburgaz) köyü çevresinde az miktarda çama da rastlanmaktadır. Kapıdağı'nın başlıca jeolojik üniteleri doğu ve batısında bulunan iki büyük granit masifi ile bunlar arasındaki metamorfik-kristalin şistiler ve kuzey kıyısı boyunca uzanan gnayslerden meydana gelmiştir. Kapıdağ'ı yarımadasını ve diğer adaları güneydeki kıyıdan ayıran deniz çok sığ olup en fazla 40-50 metre derinliktedir. Yarımadayı karaya bağlayan kordon granitle metamorfik serinin normal jeolojik sınırı içinde bulunmaktadır. Kapıdağ'ı ve adalar güneydeki kıyıya bağlı, onunla birlikte eski ve müşterek bir kıta'nın bu gün su üstünde kalmış parçalandır. Güneydeki kara ile bağlantıyı sağlayan kordon Dördüncü Zaman'da ve hattâ ilk tarih devirleri içinde henüz teşekkül halinde idi.Erdek'in doğusundaki Murat bayırı yanından başlayarak Karşıyaka köyü yakınına kadar bütün kıyıyı kaplayan doğu granit masifi ve karşı kıyılardaki metamorfik-kristalin şistlerle sözü geçen berzahı teşkil eden alüvyon ve kumun aynı zamanda teşekkül etmiş olması imkânsız bulunduğundan Kapıdağ'ın vaktiyle bir ada olduğu ve sonradan yarımada haline geldiği kabul edilebilir. BezrahCoğrafya bakımından varılan bu sonuç üzerine, Kapıdağ'ı ile anakara arasındaki şeridin ne zaman meydana geldiği, yani Arktonnesos' un ne vakit yarımada durumunu aldığı münakaşa olunabilir. Bu değişikliğin çok eski çağlarda başladığı anlaşılıyor. M.Ö. V ve VI ncı yüzyıllar arasında yaşayan coğrafyacı ve denizci Skîlaks (Scy-lax) bu çevredeki şehirleri sayarken « ve Kyzikos (Kîzikos), berzahta, berzahı kapatarak» (*) diyerek açıkça berzah tâbirini kullanmakta, dolay isiyle kendi zamanında şehrin bir yarımada üzerinde bulunduğunu belirtmektedir Ondan sonraki yazarlardan Apollonios Rhodios burasını ada olarak anmaktadır. Milâttan önce birinci yüzyılda yaşayan Lâtin şairi Pro-pertius, açık olarak berzah (isthmus) ile birlikte buradan akan suyun, yani kanalın varlığından bahsetmekte , Mîlât sırasında yaşamış bulunan diğer bir Lâtin şairi Ovidîus ise Kyzikos'u «P r o p o n t i s ağızları ile birleşmiş» şeklinde, daha müphem surette tasvir etmektedir. Birinci yüzyıl coğrafyacısı Pomponius Mela, Kyzikos'u yarımadanın boynunda, Slefanos Bîzantİos da onu yarımadanın üstünde göstermekte), yani her ikisi de şehrin bulunduğu mevki hakkında yarımada tabirini kullanmaktadırlar. Kyzikos hesabına bayındırlık işleriyle görevli Bakhios tarafından Poscidon'a yapılan bir ithaf da Arktonnesos'un bir kanalla adaya çevrilmiş bir yanmada olduğunu açıklamaktadır.Bunlara karşılık Plinius, Arktonnesos'a ada (insula) demekte ve berzahtan bahsetmemekledir. Strabon da Kyzikos'u, Propontis'in kıtaya iki köprü ile bağlı bir adası olarak tarif etmekte ve kitabının başka yerinde Propontis'in sözünü ederken «Burada Kyzikos adası ve çevresinde diğer bir çok adalar göze çarpar» diyerek Kyzikos'u açıkça ada olarak isimlendirmektedir.Aristeides tarafından M. S. 167 yılında Kyzikos lulara hitaben verilen bir söylevde hatip, Kyzikos hakkında hem ada ve hem de yarımada tâbirini kullanmakta ve köprülerle setler kaldırılırsa Kyzikos'un bir ada olacağını söylemektedir. Kimi açık, kimi belirsiz olan bu eski belgeler bize, şimdiki berzahın 2500 yıldan fazla bir zamandan beri bugün ki manzarasına pek yakın bir görünüşte olduğunu bildirmekte ise de daha evvelki vaziyet hakkında kesin bir bilgi vermekten uzaktır. Th. Reinach gibi Kyzikos'un yarımada olduğunu ve sonradan suni olarak karadan ayrıldığım iddia edenler daha ziyade tarih çağları içindeki durumu göz önünde bulundurmaktadırlar. Bu iddialara mukabil Hasluck, Aııaksimenes'in Arktonnesos'a ada dediğini naklederek mitologyadaki tafsilâta da uygun düşmesi sebebiyle bu fikri benimsemektedir. Hemen bütün yeni yazarlar ve arkeolok-lar da bu kanaattedirler. Jeolojik katiyet gözden uzak tutulsa bile, tarihten önceki zamanlarda, hattâ tarih çağlarının basında Arktonnesos'un karaya çok yakın bir ada halinde bulunduğu hakkındaki bu inanca katılmak için yüksekçe bir yere çıkıp berzaha bakıvermek kâfidir.
|
|||||||||||||||
|
Kapıdağ Web Online 2003-2005 © |
|||||||||||||||